Ayvalık’ta 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Sunay Akın


Dün akşam Ayvalık Amfi Tiyatrosu’nda Sunay Akın’ı dinlerken, Kurtuluş Savaşı’nın unutulmuş kahramanlarını hatırladık.
Sadece tarihi olayları değil, o günlerin unutulmaz acılarını da derinden duyduk, gözyaşlarımıza engel olamadık.
En çok da yaşadığımız bugünkü kaos durumlarını düşününce!

Mustafa Kemal’in iç dünyasına dair detaylar özellikle etkileyiciydi.
Çanakkale’de verdiği ölüm emrinin yarattığı vicdan azabı…
Haydarpaşa Garı’na gelmesi, İstanbul’un işgali, Pera Palas’ta düşman subaylarını görmesi…
Çanakkale’de yendiği General William Birdwood ile yaşadığı psikolojik anlar; ölümünde hasta yatağından kalkıp üniformasını giyerek Atatürk’ün cenaze törenine katılması…
Sonraki günlerde Fikirtepe adı verilen gizli evde buluşup sabahlara kadar görüşmeleri…

Bu kişisel hikâyeler, onu sadece bir lider olarak değil, bir insan olarak duygularını anlamamız için önemliydi.

Polis Cemil’in hikâyesi de unutulmaz bir kahramanlık örneği.
1919’da Gülhane Parkı’nda bir kadının namusunu korumak için üç Fransız askerini öldürmesi, bunun sonucunda Şeytan Adası’na sürgün edilmesi…
Atatürk’ün onu 1931’de geri getirip İslahiye emniyet amiri yapması…
Sunay Akın’ın Koyu Mavi Memleket Kumaşı adlı kitabını Gaziantep’in İslahiye ilçesinde imzalaması…
Bu hikâye, hem kişisel vatan için fedakârlığı hem de Atatürk’ün vefasını gösteriyordu.

Savaşa giden askerlere Anadolu’da çeyiz sandıklarından mendil atan genç kızlar…
Mustafa Kemal’in yatağına çeyiz çarşafları gönderen genç kızın inancı…
Veteriner hekim Yıldırım Kemal’in atının parasını İzmir’de babasının ödeyeceğini söyleyerek savaşa katılışı, ordudaki hayvanların bakımını yapması…
Birçok asker gibi İzmir’in kurtuluşunu göremeyişi…

Her biri ayrı bir fedakârlık ve kahramanlık örneğiydi.

Bu güzelim ülke kolay kazanılmadı, değeri ne yazık ki bilinmiyor.
Buruk acıyla hüzünlendik, yine de umudu eksik etmedik.
Kahramanlarımıza borcumuz, minnetimiz var diyerek bayraklarımızı özgürlük için dalgalandırdık.

Merdivenlerden düşüp yaralanan bir seyircinin yanına gidip “geçmiş olsun” diyen Sunay Akın’ın bu duyarlı davranışı takdir edildi.
Ancak ambulans gelene kadar geçen sürede, ambulansın neden kapıda hazır beklemediği sorgulanması gereken bir konuydu.
Buna rağmen Sunay Akın, sessizce anlatımına devam etti ve o dönemdeki doktorlardan söz etti.

İlk kurulan aşı enstitüsünde Dr. Reşat Rıza Bey, Dr. Tevfik Salim ve Dr. Refik Saydam’ın tifüse karşı yaptıkları aşı çalışmalarından bahsetti.
Kurtuluş Savaşı sırasında, son derece zor koşullara rağmen hayvan ve insan aşılarının üretilmeye devam ettiğini anlattı.
Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi 1998’de kapatıldı. Pandemi süresince önemi daha çok anlaşıldı.

Bekleme süresinde yaralı seyirciye saygı göstermek amacıyla, alkışlarımızı ellerimizi birbirine vurarak değil, ellerimizi sallayarak yapmamızı rica etti.

Teşekkür ederiz, değerli Sunay Akın…
ATA’mızın duygularını düşünceleriyle birlikte anlamamızı sağladığınız,
Kurtuluş Savaşı’nın nasıl bir özveriyle kazanıldığını anlattığınız,
Ve unutulmaya yüz tutmuş kahramanlarımızı bizlere tekrar anımsattığınız için…

Neslihan Üstündağ

Yorum bırakın