“Yaparsın Şekerim” Diyen Ustanın Ardından

UMUTSUZLUK YOK, DİSİPLİN VAR

Haldun Dormen’e Saygıyla

Haldun Dormen gibi büyük bir ustanın yaşamı ne kadar titizlikle incelenip yazılsa da daima eksik kalacaktır. Öylesine dolu, öylesine çok yönlü bir kişiliktir Dormen.

Değerli sanatçının kabullenilmesi ve alışılması zor ölümü, içinden öğreti taşan bir dilin suskunlaşması gibidir. Dormen’i asıl farklı kılan, çalışma alanı sahneyi seyirciye tepeden bakarak kurmayıp; bağlantıyı sahnenin içinden, seyircisiyle aynı hizadan kurabilmiş bir akla sahip olmasıdır. Bulunduğu alanı hiyerarşik bir sisteme göre düzenlemeden, beraberlik ortamı ve ekip/takım çalışması olarak kabul eden bir düşünce sistemi geliştirip hayata geçirmiştir.

“Usta sözünün içi nasıl doldurulabilir?” denildiğinde, rahatlıkla Haldun Dormen’in sanat çalışmaları anlatılabilir. Genç oyuncularla çalışma üzerine verdiği röportajlarda şöyle der:

“Tiyatrocunun görevi, sadece sahneye çıkmak değil; gençlere yol göstermek ve sahnenin kapılarını birlikte tutmaktır.”

Sahnenin kapılarını onlara açmak değil, kapıyı birlikte tutmak… Onu anlamak için yaptıklarını okumak değil; yaşamını inceleyip özümleyebilmek gerekir.

Haldun Dormen bir eylem insanıydı. Gençlerle kurduğu ilişki buyurgan değil, meraklıydı. “Ben biliyorum” demedi; “Gel birlikte bakalım” dedi.

Onun eğitimci misyonunu özetleyen cümlesi şudur:

“Tiyatro sahnesi, yalnızca oyuncuların değil, bir sonraki kuşağın da evidir.”

Neşenin Disiplini

Haldun Dormen tiyatrosunda neşe doğaçlama değildir; çalışılmış, ölçülmüş ve defalarca sınanmıştır. Gülmek, Dormen sahnesinde doğaçlama bir oluşum değil, ince ince hesaplanmış bir oluşumun kaçınılmaz sonucudur. Oyuncunun zamanlaması, beden kullanımı, ses tonu ve ritmi; hepsi matematiksel bir hassasiyetle kurulur. Bu yüzden Dormen’in ilk bakışta “hafif” görünen oyunları, oyuncular için son derece zorlu, tabiri caizse “sırat köprüsü” sınavlarından biridir.

Batı sahne geleneğinin disiplinini, yerli seyirciyle temas kuran bir sıcaklıkla kaynaştırması, Dormen’i Türk tiyatrosunda önemli bir çizgiye yerleştirir. Sahneyi kutsallaştırmadığı gibi, seyirciyi de asla hafife almamıştır.

Zamana Direnen Sahne Ahlâkı

Haldun Dormen’in belki de en kıymetli mirası, değişen zamana ve estetiklere rağmen koruduğu sahne ahlâkıdır. Tiyatroyu asla “şöhret basamağı” olarak görmedi. Onun için tiyatro başlı başına bir yaşam biçimiydi. Provalara zamanında gelmek, metne sadakat, seyirciyi ve sahneyi ciddiye almak… Bunlar Dormen tiyatrosunda hayat bulan değişmez kurallardı.

Haldun Dormen’i anmak, yalnızca bir ustayı selamlamak değil; tiyatronun ne olduğuna dair de bir hatırlatmadır. Sahne, daima bir emek alanıdır. Birlikte düşünmeyi, birlikte çalışmayı, birlikte gülmeyi, hatta birlikte nefes almayı gerektirir.

Tiyatro İnsanı Dönüştürebilir mi?

Bugün Haldun Dormen’den ve tiyatrodan söz ederken, biraz da şunu sorarız:
Tiyatro hâlâ insanı dönüştürebilir mi?

Dormen’in yanıtı son derece nettir:

“Evet, ama ancak ciddiyetle yapıldığında; neşeyi disiplinle taşıyabildiğinde.”

O yüzden Haldun Dormen, yalnızca sahnede kalan bir isim değildir. O, tiyatronun hafızasında yaşayan, her perde açılışında hatırlanan bir ruhtur.

Bir Hafıza Kaydı Olarak Haldun Dormen

Ahmet Haldun Dormen, 5 Nisan 1928’de Mersin’de doğmuştur. Türk tiyatrosunun sahne dili, oyunculuk disiplini ve eğitim anlayışıyla iz bırakan öncü isimlerinden biriydi. Oyuncu, yönetmen, oyun yazarı ve çevirmen kimliklerini bir arada taşıdı; özellikle güldürü ve vodvil türlerinde kurduğu sahne anlayışıyla geniş bir seyirci belleği yarattı.

1955 yılında kurduğu Dormen Tiyatrosu, modern Türk tiyatrosunun önemli okullarından biri oldu. 1961’de Türkiye’de sahnelenen ilk Batılı müzikal olan Sokak Kızı İrma’yı yönetti. Hisseli Harikalar Kumpanyası, Şen Sazın Bülbülleri ve İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahneye koyduğu, otuz yıl boyunca aralıksız oynanan Lüküs Hayat ile müzikal tiyatronun yerli seyirciyle kalıcı bir bağ kurmasını sağladı.

Dormen, dördü otobiyografik olmak üzere çok sayıda kitap ve oyun kaleme aldı. Kantocu adlı eseriyle Cumhuriyet’in erken dönem sahne dünyasına ışık tuttu. Yaşamı boyunca iki yüz ellinin üzerinde ödül aldı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda ders verdi ve Hacettepe Üniversitesi tarafından fahrî doktora unvanıyla onurlandırıldı.

2009 yılında Kibarlık Budalası ile yeniden sahneye çıkan Dormen, yaşamının son dönemine dek gençlerle çalışmayı sürdürdü. Hayatı, Yaparsın Şekerim (2022) adlı belgeselle kayıt altına alındı. Haldun Dormen, 21 Ocak 2026’da yaşamını yitirdi; ardında sahneye duyulan ciddiyet, neşeyle kurulan disiplin ve kuşaklar boyunca aktarılan bir tiyatro ahlâkı bıraktı.

Füsun Esen Günaydın

Şuna bir yanıt: ““Yaparsın Şekerim” Diyen Ustanın Ardından”

  1. burcuturker7 Avatar
    burcuturker7

    Ruhu şad olsun. 🙏

    Liked by 1 kişi

Yorum bırakın