Bir Entelektüelin Portresi; Füsun Akatlı

8 Şubat Pazar günü, Beyoğlu Belediyesi’nin Metrohan’da düzenlediği o anlamlı anma törenindeydim. Şair Metin Altıok’un eşi, yazar, öğretim üyesi, felsefeci ve eleştirmen Füsun Akatlı için düzenlenen bu buluşmada salonun her köşesi hatıralarla doluydu. Kızı Zeynep Altıok’un, dostlarının ve öğrencilerinin katıldığı bu toplantıda edebiyatımızın kıymetli kalemleri onun hem yaşamını hem de düşünce dünyasını bizlere anlattılar. Salonda İoanna Kuçuradi ve Hilmi Yavuz’un görüntüleriyle; Enis Batur, Güven Turan, Feridun Andaç, Haydar Ergülen, Eren Aysan, Başar Başaran, Turgay Fişekçi, Nilüfer Kuyaş ve Orhan Alkaya gibi isimler yazılarıyla ve dostluklarıyla oradaydılar.

İlk konuşmacı Murathan Mungan, Akatlı’nın edebiyat ve felsefeye bakışını anlatırken çok önemli bir değerlendirme yaptı. Onun dünyasında ölçü, nezaket, denge ve dostluk vazgeçilmez unsurlardı. Ancak en çok yaralandığı ve yakındığı şey insan ilişkilerindeki sınır ihlalleriydi. Hazır kalıplara ve önyargılara asla geçit vermez; dilin körelmesini ve kültürün yozlaşmasını dert edinerek bunlar üzerine derinlemesine düşünürdü. Mungan, yıllar önce TRT’de Akatlı’nın yönettiği o meşhur açık oturumu hatırlattı; felsefeci Bedia Akarsu, Murat Belge ve Mehmet Baydur ile yaptıkları o ufuk açıcı sohbeti… Akatlı’nın 1979’da yayımlanan ilk kitabı Niçin Diyalektik, Mungan’ın deyimiyle “önemli bir yazar, düşünür ve dostun” edebiyatımıza ilk büyük kitabıydı.

Enis Batur ise Akatlı’nın deneme türüne yaklaşımındaki o şairane sözlerini paylaştı: “Deneme, sözcüklere pervane attırır, parmak ısırtır, hırçındır.” Akatlı’nın adalet ve hakkaniyet duygusunun ne kadar kuvvetli olduğuna değinen Batur, onun esere yaklaşma becerisini ve bu süreçteki içtenliğini “değerli” olarak niteledi. Ayrıca Akatlı’nın şu disiplinli sözünü hafızalarımıza kazıdı: “Felsefede edebiyat yapmak o felsefeyi değerinden düşürür; edebiyatta felsefe yapmak ise edebiyatçının sakınması gereken bir iştir.”

Füsun Akatlı’nın yaşamı ne yazık ki çok ağır kayıplarla doluydu. 1993’te Sivas’ta katledilen eşi Metin Altıok’un ardından kızı Zeynep’le hayata tutunmaya çalışırken, 11 Ocak 1995’te çok sevdiği Onat Kutlar’ı, aynı yılın temmuzunda ise en yakın dostu Bilge Karasu’yu kaybetti. Bu peş peşe gelen vedaların ardından teselliyi akademik çalışmalarına daha büyük bir hız vererek buldu. Turgay Fişekçi’nin de belirttiği gibi Akatlı, yazdıklarıyla Türk edebiyatı tarihinde her daim kaynak teşkil edecek “yenilikçi ve aydınlanmacı bir akademisyen” olarak belleklerimizde yerini alacaktır.

Onun yaşam öyküsüne baktığımızda felsefenin her şeyi kuşattığını görürüz. 1944 İstanbul doğumlu olan Akatlı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Bu eğitim, tüm edebî hayatının en önemli belirleyicisiydi. Mezuniyetinin ardından aynı fakültede asistanlık yaptı ve “Edebiyat Eserlerinin Değerlendirilmesi” üzerine doktorasını tamamladı. Eleştiriye bilimsel ve felsefi bir disiplinle yaklaşması tam da bu yıllara dayanır. İlk eleştiri ve denemeleri 1968’den itibaren Dost, Soyut ve Varlık gibi dergilerde yayımlandığında okur, yalnızca metni özetleyen bir yazarla değil, metnin felsefi katmanlarını cesaretle açan bir zihinle tanıştı.

Ankara Devlet Konservatuvarı ve Şehir Tiyatroları’nda öğretim üyeliği ve dramaturg olarak görev alan Akatlı, 1991’de girdiği Şehir Tiyatroları’nda baş dramaturg ve kültür etkinlikleri sorumlusu oldu. Kurucusu olduğu Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde dersler verse de dönemin baskıları sonucunda istifa etmek zorunda bırakıldı. Daha sonra Doğuş Üniversitesi İletişim Bilimleri Bölüm Başkanlığı yaparak felsefe ve edebiyat aşkını genç kuşaklara aşılamayı sürdürdü. 1980’de Bir Duygulu Ozandı: Orhan Veli çalışmasıyla TDK Deneme Ödülü’nü, ilerleyen yıllarda ise Memet Fuat Eleştiri/İnceleme Ödülü gibi prestijli ödülleri kazandı.

Akatlı’nın en belirgin özelliği, edebî metni analiz ederken kurduğu kavramsal derinlikti. Onun için bir roman sadece bir hikâye değil, felsefi bir varoluş sorgulamasıydı. Türkçenin kullanımı konusunda tavizsizdi; dilin yozlaşmasına karşı durur, pürüzsüz ve seçkin bir dil kullanırdı. Eleştirisinde hatıraya ya da dostluğa asla yer yoktu. Selim İleri için yaptığı sert bir eleştiri hakkında sonradan Selim İleri, “Haklıydı, ama neden yazdım ki?” diyerek o eleştirinin haklılığını kabul etmişti.

Yekta Kopan da o dürüstlüğü şu sözlerle anlattı: “Çok yakındık, uzun yemeklerde buluştuk… Ama kitabımı okuyunca haddimi bildirdi.”

Buna rağmen Selim İleri, Akatlı’nın Rüzgâra Yazılı adlı kitabının ön sözünde onun eleştirmenliğini şöyle selamlıyordu: “En keskin nitelemelerinde, hırpalayıcı saptamalarında bile zarifti. Yazarlık çabama onur verdi. Onu çok özlüyorum.”

Ütopyalar İyidir kitabında sorduğu o soru düşündürücüdür:

“Acaba, diyorum, toplumdan çok bireye ağırlık veren, bir toplum tasarımı önerisi getirmek yerine bir yaşam kurtaran ütopya olamaz mı? Eleştiriden çok vaat taşıyan, zenginleştiren, bütün sanatlardan el almış bir ütopya? Hani ütopyanın ayağı yere basmaz diye düşünülür ya, kanadıyla biraz nefes verse olmaz mı? Belki olur… Ütopya bu ya!”

Bir romanı bitirdikten sonra kendini sorgularken bulduğu yanıt ise hem ürkünç hem de gerçekti: Yazmak ve yaşamak. Kimilerinin yazgısıydu bu; tanış olanın yakınmadığı, tutunulacak bir anlam. 4 Temmuz 2010’da aramızdan ayrılırken “Sağlık için hiçbir harcamam yok” diyordu ama eserleriyle tıpkı Ruhi Su ve Bilge Karasu gibi yaşamaya devam edecekti.

Füsun Akatlı’nın yaşamını şu üç kelimeyle özetlemek mümkündür: Tarafsızlık, titizlik ve zarafet. Onun hayatı, durmadan yazan bir entelektüelin en gerçekçi hâliydi. Bir keresinde “Tiyatro, insandan insana, doğrudan doğruya bir yönelişin, bir iletişimin sanatıdır” demişti.

Belki de onun tüm yazarlığı buydu: İnsandan insana, doğrudan doğruya bir yöneliş. Onu her zaman bu duruşu ve zarafetiyle hatırlayacağız.

Yalnızca anılarımızda değil, her daim yaşayacak Füsun Akatlı’ya minnet ve rahmetle, dostlarına en içten selamla.

Neslihan Üstündağ

Şuna bir yanıt: “Bir Entelektüelin Portresi; Füsun Akatlı”

  1. Emin Toprak Avatar

    Çok güzel bir değerlendirme…. 👏👏

    Beğen

Yorum bırakın