Erguvan Zamanı İstanbul

Bahar,

usulca değil birden girer şehre

mor bir sır gibi yayılır Boğaziçi boyunca

erguvanlar konuşur

ağaçlar dile gelir

Emirgan Korusu’nda rüzgâr

lale kokusunu taşır avuçlarında

her renk bir hatıra olur düşer toprağa

kırmızı biraz aşk,

sarı biraz yarım kalmışlık

Güneş,

Ayasofya’nın kubbesine değince

Pırıl pırıl parlar ışıklar  ve güvercinler

gökyüzünü yeniden yazar

Galata Kulesi

bu mevsimde daha gençtir sanki

gölgesinde öpüşen zaman

hiç yaşlanmaz

Bir vapur geçer,

martılar bağırmaz şarkı söyler,

deniz kabarmaz nefes alır,

ve sen, ben, o

tam o anda fark edersin,

İstanbul’da bahar

Herhangi bir mevsim değil,

kalbin ikinci atışıdır

Gece olunca

Kız Kulesi

yalnızlığını çiçek gibi takar saçına

ve şehir,

uyumaz

çiçek açar karanlıkta bile

Bir vapur geçer kalbimizden

Bahar  konuşur

İstanbul’un adını fısıldar.

Erguvan dökülür Boğaziçi’ne

Su mor bir rüyaya döner…

Burcu Türker

Yorum bırakın