Kategori: ÖYKÜ

  • Kırmızı Başlıklı Kız (2026)

    Kırmızı Başlıklı Kız (2026)

    Kırmızı başlığını kendi seçmişti. Moda olduğundan değil, bir protestonun meydanından kalmaydı; fark edilmek için değil, var olmak için. Annesi kapıdan çıkarken seslendi:“Konumunu canlı paylaş.” Büyükannesi WhatsApp’tan yazdı:“Tanımadığın linklere tıklama.” Ormandan geçmedi bu kez; beton ağaçların, güvenlik kameralarının altından yürüdü. Bir uygulamanın önerdiği “en güvenli” rotayı takip ediyordu. Kurt, bir çalının…

  • Yarın Ola Hayrola

    Yarın Ola Hayrola

    Annemin sesi hâlâ kulaklarımda: “Yarın ola hayrola, kuzum.”Mutfakta çay demlerken söylerdi. Pencerenin dışında gün karardıkça, o sözcükler içeri sızardı — sıcak, yumuşak, umut dolu. O zamanlar yarın gerçekten umuttu, beklenmeye değerdi. Takvimde kırmızı kalemle işaretlediğim doğum günlerim. Anneannemin geleceği cumartesiler. İlk okul günü. İlk aşk mektubu. Yarınlar vardı çünkü zaman…

  • KAMYONET

    KAMYONET

    Babam, Nasrettin Hoca’yı dilinden düşürmez;bu yüzden benim parodi hesabımın rumuzu/ nick-name’im Nasreddin. Bugünkü köşemdeonun bir hikâyesini yazıyorum. Hoca eşeğini satıpyerine ikinci el küçük bir kamyonet alır. O yaşta kamyonet kullanmayı öğrenir,ehliyeti olur. Oğlu okul sonrasıpazarda yardıma gelir. Bir gün pazar dönüşündekamyonet arıza yapar,motordan dumanlar çıkmaya başlar. İnip ön kaputu açıpne…

  • Hikâyesi Yarım Kalanlar

    Hikâyesi Yarım Kalanlar

    Üsküdar İskelesi’nde arkadaşıyla buluşmak üzere çıktı evinden. Baharda gideriz diye sözleşmişlerdi. Nisan gelmişti, havalar ısınacak sanıyordu ama yanılmıştı; baharın yüzünü gösterdiği birkaç günün ardından gri bulutlar ve soğuk geri gelmişti. Çocukken de bir yıl böyle geçmişti. Nisan’da çizme giymek tuhaf gelmişti o zaman. O yıl da bahardan dönme bir kış…

  • YAZAR OLMA HAYALİM…

    YAZAR OLMA HAYALİM…

    “Kitap mı yazacaksın?”— Yazarım. “Öykü mü, roman mı?”— Öyküler. “Kitap dedin, yani bir sürü öykü yazman gerek.”— Elbette çok çok öykü yazıp, bir kitapta toplayacağım. “Nasıl?” “Neleri anlatacaksın?”— Bilmem; seni, beni, belki hiç olmayan kimseleri. “Hiç olmayan kimseleri mi? Anlamadım.”— Hiç yaşamamışlar, tanımadıklarım. “Ama yaşamış olmalarını istediklerin, değil mi?”— Evet.…

  • ANNE – OĞUL PARKTA

    ANNE – OĞUL PARKTA

    Doğancılar Parkı’nda her gün aynı bankta oturan bir anne ve oğlu, huzurlu bir yaşam sürerlerdi. Ancak, gençlerin parkta yarattığı gürültü, oğulun korkmasına neden oldu ve ikisi bir daha gelmedi. Bu olay, parkın sakin atmosferini bozdu. İnsanlar, onların kaybını derin bir üzüntüyle karşıladı.

  • YERYÜZÜ… HARİTASIZ YERYÜZÜ

    YERYÜZÜ… HARİTASIZ YERYÜZÜ

     Toprakları ayıran tel örgüler, betondan duvarlar yoktu.

  • Dilenci

    Dilenci

    Karanlık bir şehir. Frekanslar, androidler, düşünmenin suç olduğu bir dünya. “Demek ki dilencilik, düşünmekten daha tehlikesizdi.”

  • “EL ELE”

    “EL ELE”

    Uludağ… İki çift eldiven… Birbirlerinin eşine aşık… İçlerindeki ellerimiz… İhanetin tanıkları… — Sevgi Ünal

  • Veda ve Tercih

    Veda ve Tercih

    Veda Otobüs kalktı. Pencere kenarındaydı. El salladı ama dışarıda kimse yoktu. Kime veda ettiğini bir tek o biliyordu… Tercih Elindeki mühür çok ağırdı. Oyunu kullandı. Sonuç açıklandığında binlerce sesin arasında kendi sesini tanıdı. Biray Okumuş