Kategori: Hamit Ergüven
-

UZAK RÜZGARLAR
Borcumuzu ödercesine taşıdığımız fularımız kırmızıydı hayallerimizde biriktirdiğimiz yarınlarımız gibi Yol alev alevdi içtiğimiz şarap yakıcı etrafında sabahladığımız ateşin çıtırtısı çağırırdı bizi dansa Sevgi doluydu sözlerimiz kavgamız da. Sonrasındaki vedalarımız hüzünlü. Tutanamadığımız benliğimiz bizi terk eden rüyalar uzaklaşan gelecek karanfil kokuluydu. Kaybettiklerimiz, uçurtmalarına tutunup bizden gidenler, onlardan gittiklerimiz yüreğimizdeydi Ayrılıklarımız türkülere…
-

ÖLÜMDEN SONRA ÖZGÜR MÜYÜM?
Öğrenmek istediklerim için birçok konuda ChatGPT’ye başvuruyordum. Google daha az iyi geliyordu bana. Geçenlerde “Öldüğümde ne yapıyor olacağım?” diye bir sorayım dedim. Okuduğum bir öyküyü örnek aldığımı itiraf etmeliyim. Ücretsiz versiyonunu kullanıyordum tabii. Her şeyde olduğu gibi. Yaptığım harcamaların ardından “Cimri miyim?” diye sık sık sorardım ChatGPT’ye. Böyle şeyleri bile…
-

Karanlığa Işık Tutanlar
(Madame Cassandra)Ne körlüğümdübeni alıkoyangeleceği görmekten,ne de kirlenmişliğinhoyrat bakışı Okurdum doğrularıyıldızların dizilişinden,esen rüzgarıntaşıdığı kokudan,kimse inanmasa da bana Yakılan yuvalar,yok edilen yaşamlar,akan suyun kirlenmesibenim suçum değildiinanmasanız da Kızıla boyanantoprakhayata tutanamayanyaprakbenim suçum değildi Ben değildimanlatanKırmızı başlıklı kızımasum çocuklara Hypatia’ydım benMiletli AspasiaTarihin karanlığınaışık tutmuş,her seferindeküllerinden doğancadı kadınlardım Hamir Ergüven
-

TARÇIN KOKAN SABAHLAR
Fabrikaya gelen işçiler, mesaiye başlamadan önce sahlep satan adamın önünde sıraya giriyorlardı. Ali Efendi’nin sahlebi yıllardır hiç değişmeyen sıcaklıkla onları karşılar, tebessümle işlerinin başına yolculardı. Hele beyazlığın üzerine serpilen tarçın güne ayrı bir enerji katardı. Gebze girişindeki fabrikanın kapısı, işçileri ve soğuk sabahları o bildik, güzel kokuyla karşılardı. Ferdi beyazlığın…
-

3-5 kelime ile korku öyküsü yazmak
IşınBir mesaj geldi. Gökyüzü aniden karardı. (Burcu)Mavi Ekran titredi. Egonun dijital tokadıydı IşıkÜç maymun işgali. SerapUyandı. Renk yoktu. Biray Altın / Euro / DolarGölge. Çığlık. Karanlık. Hamit Kuraklık yoksunluk çaresizlik Aysun“Senin yerinde olsam.”“Arı arabada.”“Anne, ev sallanıyor.”“Alo, acil ambulant.”“Kadın yazarlar da var.”“Ev kira mı?”“Bizde adettendir.”
-

FIRTINA
Savurur rüzgârkarahindibanın yapraklarınıyaşamın derinliklerine. Biri dala konar,çiçeğe diğeri. Biri su olur bazenakar gider. Biri taşa tutunur,dayanamazbırakır kendinitoprağın derinliklerine. Kaldırır başını diğerigökyüzünün maviliğine,düşer bakışları sonradanyeryüzünün hiçliğine. Beyaz toz olur,anlayamaz, savrulur. Bir el uzanır,umutlanır.Boşta kalırşaşırır. Onlarca “ben” var olur,sonra yok olur.Dünya döner,durmaz.Aynalarda parçalanır. Yeni hayatlar gelir,çalar kapısınıötekiler gibi.Ama kendisi olmakister yine de.…
-

SEVGİNİN DALI
Gözü yaşlıydı maviliğinsaramadığı içinona uzananmor salkımı öpüp kokladığıhayalinde Bir tutam heyecanyırtacak olankaranlığın örtüsünübir tutam nefes Hiçliğin girdabındauçuşan renklerdoldurur boşluğunuhayatın Gerçeğe ışık tutarvar oluşyok oluş isehakikatin dostudur Gölgesi kalkarbulutlarınhayal kırıklığıbırakır yerinigelmekte olana, bir damla suyagöl olacaktırsonunda Kokular sarar etrafıgüzelliğin kokularısevdanın,sevgiliye olan değil amasevginin dalını çoğaltana Hamit Ergüven
-

Suskunlar Tımarhanesi
Ülkede müthiş bir telaş vardı. Kimse ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Herkesi bir kaygı, bir korku sarmıştı. Henüz işini terk etmemiş olanlar her seferinde farklı yollardan evlerine gidip gelmeye başlamıştı. Çalışma yaşamına son verip evlerine kapananlar kendilerini daha güvende hissediyordu ya da öyle sanmak istiyorlardı en azından. İktidarın tuhaf yaklaşımlarından bu…

