Kategori: YAZARLAR

  • YORGANIN KISMETİ

    YORGANIN KISMETİ

    Serin bir yaz akşamıydı. Çardakta toplanmışlardı; kenarda yün dolu bir çuval, ortada düzgünce katlanmış patiska ve yere serilmiş büyükçe bir muşamba vardı. Ihlamur kokusu yün kokusuna karışmıştı. Hatça Kadın, elinde getirdiği çekici kızı Elif’e uzattı:“Ihlamur ağacına çiviyi çakıver!” dedi. Elif homurdanarak çekici alıp çiviyi çakmaya başladı. Birkaç defa çiviyi yamultsa…

  • Boş Şezlong

    Boş Şezlong

    Bu sene, Bodrum’da güneş yine o eski parıltısıyla vuruyordu denize. Her şey aynı görünüyordu: aynı şezlonglar, aynı menüler, aynı müzikler. Ama herkes biliyordu — bir eksiklik vardı. “Allah kahretsin, herkes mi Yunan adalarında…” diye söylendi Erol Bey, Twitter’da resimlere bakarken. Klimanın altında oturuyordu, her zamanki gibi. Güneşe çıkmamıştı yıllardır —…

  • 3-5 kelime ile korku öyküsü yazmak

    3-5 kelime ile korku öyküsü yazmak

    IşınBir mesaj geldi. Gökyüzü aniden karardı. (Burcu)Mavi Ekran titredi. Egonun dijital tokadıydı IşıkÜç maymun işgali. SerapUyandı. Renk yoktu. Biray Altın / Euro / DolarGölge. Çığlık. Karanlık. Hamit Kuraklık yoksunluk çaresizlik Aysun“Senin yerinde olsam.”“Arı arabada.”“Anne, ev sallanıyor.”“Alo, acil ambulant.”“Kadın yazarlar da var.”“Ev kira mı?”“Bizde adettendir.”

  • Ördek Muhabbetleri -David Mamet

    Ördek Muhabbetleri -David Mamet

    “Hayat, tıpkı ördekler gibidir. Yüzeyde sakindir, ama suyun altında sürekli çırpınır.” Ördek Muhabbetleri (Orijinal adı: Duck Variations),   David Mamed tarafından 1972 yılında yazılmış tiyatro oyunudur. Oyun, George ve Emil adında iki yaşlı adamın bir parkta oturup ördekleri seyrederken sohbet etmelerini konu alır. İlk fark edilen suyun üzerinde son derece sakin ve dengeli bir duruş…

  • Anlatma ve Yaşamak

    Anlatma ve Yaşamak

    Eski Balatlı Timuçin Tecim “fotoğrafı çektiğiniz yerde bir A4 Yazı görenler, birleşin.” yazmış. Bu mektubu Işın Güner Tuzcular‘a yazdığımı düşünecek olursak, başlık “ANLATMAK İÇİN YAŞAMAK” olmalı elbette… “Galeria Bellek” için yazmalarını teklif ettiğimde, az önce Bakırköy üzerine bülbül kuşu misali şakıyanlar —tuhaf bir şekilde— sessizliğe bürünüyor. Bakırköy’e sonradan geldiğimi fark edip içimden geçiriyorum: Biz…

  • ŞEZLONG

    ŞEZLONG

     Biliyorum izinlerimi şehirdeki popüler etkinliklere gitmek için harcıyorum ya da popüler mekanlara… Buna gerçekten mecburum, yoksa herkesin selfie’lerini izleyip sadece seyirci kalırım ki bu en büyük kabusum, sadece seyirci olmak…  Bir süredir yeniden gündem olan bu turkuaz sahilde, çocukken çekilmiş bir fotoğrafım var. Ama artık anne babamla gittiğimiz tatil köyünden…

  • FIRTINA

    FIRTINA

    Savurur rüzgârkarahindibanın yapraklarınıyaşamın derinliklerine. Biri dala konar,çiçeğe diğeri. Biri su olur bazenakar gider. Biri taşa tutunur,dayanamazbırakır kendinitoprağın derinliklerine. Kaldırır başını diğerigökyüzünün maviliğine,düşer bakışları sonradanyeryüzünün hiçliğine. Beyaz toz olur,anlayamaz, savrulur. Bir el uzanır,umutlanır.Boşta kalırşaşırır. Onlarca “ben” var olur,sonra yok olur.Dünya döner,durmaz.Aynalarda parçalanır. Yeni hayatlar gelir,çalar kapısınıötekiler gibi.Ama kendisi olmakister yine de.…

  • Yalnızlık

    Yalnızlık

    Füsun Uzunoğlu “Seni ne zaman bıraktım bilmiyorum. Anılar öylesine gelip geçiyor, ama biraz silik, biraz yorgun, anlamsız bir zamanı sarıp sarmalar gibi, saklar gibi. İki kişilik bir yalnızlıktı aslında. Yan yana sessizce otururken, bir film izlerken ya da kahve içerken bir eylemi paylaşıyorduk. İçerik peki? Duygularımız? Bu kadar farklı iki…

  • AYNI SOFRANIN HİKAYESİ

    AYNI SOFRANIN HİKAYESİ

                      Camda süzülen damlalar annemin gözleri İçinde binlerce söylenmemiş sözcük Dışarısı ıslanıyor içerisi büyüyor Aile, bazen konuşulmamış cümlelerin gürültüsüdür… Masa örtüsü kırış kırış babamın alnı gibi Tabakta kalmış o tek zeytin, her sabah bir kişi eksik duygusu Kahvaltının ardından çekilen sandalyede hâlâ oturanın gölgesi Aile, bazen boş kalan tabaktı… Dışarıda…

  • Kırılganlığın, Direncin ve Sanatın Yüksek Sesi: Üç Ayaklı Kedi ve Vicdanın İzinde -Zihni Han

    Kırılganlığın, Direncin ve Sanatın Yüksek Sesi: Üç Ayaklı Kedi ve Vicdanın İzinde -Zihni Han

    Bienaller, genellikle estetik bir şölen, entelektüel bir ziyafet olarak algılanır. Ancak bazen öyle bir bienal çıkar karşımıza ki, sergilenen işlerin güzelliğinden veya teknik ustalığından öte, yüreğimize dokunan, vicdanımıza seslenen ağır bir yük bırakır. 18. İstanbul Bienali, “Üç Ayaklı Kedi” temasıyla tam da bunu vaat ediyor: Kırılganlık içindeki direnci, düşe kalka…