AYNI SOFRANIN HİKAYESİ

                 

Camda süzülen damlalar annemin gözleri

İçinde binlerce söylenmemiş sözcük

Dışarısı ıslanıyor içerisi büyüyor

Aile, bazen konuşulmamış cümlelerin gürültüsüdür…

Masa örtüsü kırış kırış babamın alnı gibi

Tabakta kalmış o tek zeytin, her sabah bir kişi eksik duygusu

Kahvaltının ardından çekilen sandalyede hâlâ oturanın gölgesi

Aile, bazen boş kalan tabaktı…

Dışarıda çocuklar koşuyor, teneke kutularla müzik yapıyorlar

Büyükanne perdenin ardında zamanı dizlerinde biriktiriyor

Torunların gülüşlerinde kendi oğlunun sesini duyar

Aile, üç nesil aynı anda atan kalpti…

Ve o kalp en çok susarak anlatırdı kendini

Sayfaları sararmış albüm, fotoğraflar, donmuş tebessümler

Yarım omuzlar, eksik eller, bazı yüzler de silinmiş

Hatırlamak istemediğimiz günler gibi

Ama albüm kapanmaz

Aile, bazen açılmayan defter değil, her seferinde eksik satırlarla

Yeniden yazılandı…

Babam, açılmayan eski bir sandık

İçinde sakladıklarıyla ağır

Annem, bir battaniyedir sessizce üzerimi örten

Babamın gölgesi, akşam üstü balkon duvarında uzardı

Söylemedikleriyle büyüttü bizi kalbini attığı yerde

Çatal bıçak sesine karışırdı annemin o yumuşak iç çekişi

Sanki her kaşık ömründen bir yılı alıp götürmüş gibi

Kardeşimin lokmalarla kavgası kıskanılmış bir huzurun gizli sesiydi

Herkes aynı ekmeği bölüyordu ama kimse aynı acıyla doymuyordu

O masa, sadece yemek yenilen yer değil, orası zamanın hiç silemediği tapınaktı

Çivisi annemin neşeleri babamın sabrı halen durur içimde harita gibi…

Ne zaman bir tabak tutacak olsam elime annemin avuç içi sıcaklığı

Ve ne zaman bir ekmeği bölsem, çocukluğumdan dilimler düşüyor yere

Bir zamanlar is kokardı ellerimiz taş fırındaki ekmek kadar sıcaktık

Kimi zaman kışa dönerdik sessizce, içimizde hep bir yaz uyurdu yine de

Kuyudan çekilen su misali tek tek çıkarırdık anıları

Kirli ellerimizi gün batımında birbirimizin yüzüne sürerdik

Bir gülüş

Bir tabak çatlağı

Bir battaniyenin kenarına ilişmiş saklambaç oynadığımız o toprak sokak

Adımızı fısıldıyor geceleri sessiz sessiz

Kardeşimin döktüğü su bardağı yalnız bir kazadan ibaret değildi, bir gün

Hepimizin dağılacağını habercisiydi belki de…

Su döküldüğü yerde kaldı, biz çoktan başka başka yerlere akmaya başlamıştık…

Sofra, masa değil yalnızca, belleğimizin üzerine serilmiş beyaz örtüydü…

Bizler o sofradan kalktık, ama sofra bizden kalkmadı hâlâ çünkü

Bazı yemekler midede değil, hatıralarda hazmedilirdi…

Burcu Turker

“AYNI SOFRANIN HİKAYESİ” öğesine 3 yanıt

  1. Biray OKUMUŞ Avatar

    Nasıl güzel bir anlatım. İçinde ben de varım.. O bardaktaki suyun dökülmediği masa yoktur sanırım 😪

    Liked by 1 kişi

  2. fotoayda Avatar
    fotoayda

    Yüreğimi titreten cümleler. “Bazı yemekler midede değil, hatıralarda hazmedilirdi” Duygularına, kalemine sağlık Burcu.

    Liked by 1 kişi

  3. butterypizza7846416486 Avatar
    butterypizza7846416486

    Sevgili Burcu’nun duygu dolu satırları ve çocukluğun saf, temiz anıları. Kalemine sağlık.

    Beğen

fotoayda için bir cevap yazın Cevabı iptal et