“Kitap mı yazacaksın?”
— Yazarım.
“Öykü mü, roman mı?”
— Öyküler.
“Kitap dedin, yani bir sürü öykü yazman gerek.”
— Elbette çok çok öykü yazıp, bir kitapta toplayacağım.
“Nasıl?”
“Neleri anlatacaksın?”
— Bilmem; seni, beni, belki hiç olmayan kimseleri.
“Hiç olmayan kimseleri mi? Anlamadım.”
— Hiç yaşamamışlar, tanımadıklarım.
“Ama yaşamış olmalarını istediklerin, değil mi?”
— Evet.
“Zor olmalı, bir yerlerde yaşadığını varsaydığın birilerini anlatmak.”
— Yok, olmaz. Hayallerini kurarım; severler, acı çekerler, mutlu olurlar, mutsuz olurlar, ölüverirler.
“Öldürme, hepsi mutlu olsun.”
— Peki.
Kalktım, yürüdüm.
Şimdilik hiçbirini yazmayacaktım…

Füsun Uzunoğlu için bir cevap yazın Cevabı iptal et