Babam, Nasrettin Hoca’yı dilinden düşürmez;
bu yüzden benim parodi hesabımın rumuzu
/ nick-name’im Nasreddin.
Bugünkü köşemde
onun bir hikâyesini yazıyorum.
Hoca eşeğini satıp
yerine ikinci el küçük bir kamyonet alır.
O yaşta kamyonet kullanmayı öğrenir,
ehliyeti olur.
Oğlu okul sonrası
pazarda yardıma gelir.
Bir gün pazar dönüşünde
kamyonet arıza yapar,
motordan dumanlar çıkmaya başlar.
İnip ön kaputu açıp
ne olduğunu anlamaya çalışırlar.
Dumanı tüten motor
onlara bakar,
onlar da motora;
bir şey anlamazlar.
Yoldan geçen biri:
“Sen direksiyona geç,
oğlun arkadan itsin.”
der.
Oğul arkadan var gücüyle iter,
kan ter içinde kalır
ama kamyonet
milim oynamaz.
Yoldan geçen birkaç kişi durup bakarlar.
Derler ki:
“Hoca, sen daha güçlü kuvvetlisin.
Yazık bu çırpı gibi çocuğa.
Oğlun direksiyona geçsin,
sen arkadan it.”
Oğlu direksiyona geçer.
Hoca arkadan var gücüyle iterken
ayağı kayar,
düşer.
Üstü başı toz toprak içinde,
terlemiş,
nefes nefese
doğrulmaya çalışırken
yolda yavaş yavaş birikmeye başlayanlar
bu defa oğula kızarlar:
“Sen koskoca hocaya
kamyonet ittirmeye utanmıyor musun?”
Hoca da
oflaya puflaya
kamyonette direksiyona geçer,
oğlu da yan tarafa…
Hoca marşa basar,
kamyoneti çalıştırmaya uğraşır;
olmayınca
bu defa oğlu direksiyona geçip
marşa basar.
Bir Hoca,
bir oğlu
defalarca.
Motordan,
yaşlı bir insanın öksürük nöbetlerine
benzer sesler gelir
de
hiç hareket etmez.
Bu arada
duyanlar ve yoldan geçenleri görenler
orada toplanıp
söylenmeye başlarlar.
İçlerinden biri
yüksek sesle:
“Motoru boğuyorsunuz,
yazık değil mi kamyonete?”
der.
Der demez Hoca:
“E, bunu sırtımıza alıp
götürecek hâlimiz yok ya.
Hele herkes konuşacağına
bir el versin de
şunu hep beraber
tamirhaneye atalım.”
Ahali gelip
aracın bir yanından tutunca
kamyonetin ayakları
yerden kesilir.
Kesilir kesilmesine de
kimsenin
tamirhaneye kadar
itecek gücü yoktur.
Bu arada
bu ilginç olayın kaydının
videoyla sosyal medyada paylaşılması,
ülke çapında viral olmasını sağlar.
Sokaktakilerin dışında,
evlerinde oturanlar da
heyecanla
bu canlı yayını izlemektedir.
İzleyicilerden biri
yapay zekâdan yardım istemeyi
akıl eder.
Yapay zekâ tarafından
son teknolojiyle geliştirilmiş robotları
denemek isteyen girişimci
bu fırsatı
anında değerlendirir.
Hemen kendi canlı yayın ekibini
olayın olduğu kalabalığın içine gönderir
ve
hiçbir anı kaçırmadan
görüntüleri eksiksiz bir şekilde
her tarafta yayınlamalarını ister.
Her şey hazırdır artık.
Girişimci bulunduğu yerden
komut düğmesine basar basmaz
bulutların arasından görünen
üç yapay zekâ robotu
anında kamyoneti kaldırıp
yan tarafta onarır
ve çalışır şekilde
aldıkları yere geri bırakır,
gecikme için özür dilerler.
Ahali
alkış kıyamet,
takdirlerini belli eder.
Tamirci çırağı Barış’ı
bir düşüncedir alır:
Acaba nasıl yapay zekâ robotu olunur ki?
Hey gidi Nasrettin Hoca hey…
Birileri çıkıp
günün birinde,
hiç farkına varmadan
yapay zekâ robotu
satış pazarlamasında
baş rolde oynayacağını söyleseler
inanır mıydın?
Işık Demirtaş

Füsun Uzunoğlu için bir cevap yazın Cevabı iptal et