Yarın Ola Hayrola

Annemin sesi hâlâ kulaklarımda: “Yarın ola hayrola, kuzum.”
Mutfakta çay demlerken söylerdi. Pencerenin dışında gün karardıkça, o sözcükler içeri sızardı — sıcak, yumuşak, umut dolu.

O zamanlar yarın gerçekten umuttu, beklenmeye değerdi.

Takvimde kırmızı kalemle işaretlediğim doğum günlerim. Anneannemin geleceği cumartesiler. İlk okul günü. İlk aşk mektubu. Yarınlar vardı çünkü zaman vardı — yekpare, elle tutulur, bize ait.

Şimdi ekranın ışığında oturuyorum. Saat 03:47.

Annem yok. Çok oldu. Sesi sadece hafızamda — giderek donuklaşan, piksellere dönüşen bir ses. Onu aramak için elim hâlâ bazen telefonuma uzanıyor. Sonra hatırlıyorum.
“Yarın ola hayrola” diyecek kimse kalmadı.

Hangi gün olduğunu bilmiyorum. Önemli mi? Dün mü, bugün mü, yarın mı — hepsi aynı kaydırma hareketi, aynı bildirim sesi, aynı boşluk. Algoritma beni tanıyor. Ne düşündüğümü, ne istediğimi, neye tıklayacağımı biliyor. Ben bilmiyorum.

Yarınlarda, yarınlarda…” diye mırıldanıyorum çocukluğumdan.
Ağlamak yok, gülmek var.”

Ama o yarınlar geldi mi?

Ekranda kaydırıyorum.

Epstein’ın adası. Çocuklar. Elitler. Sessizlik. Yok artık, o da mı? Vicdan nerede, adalet? Squid Game’i soluksuz seyretmemiş miydim — hem de iki sezon? Gerçek miydi her şey? Komplo teorisi, gerçek… Artık fark etmiyor. Her şey aynı akışta kayboluyor. Üç post sonra bir reklam. Beş post sonra bir komedi videosu.

“Bebek yiyorlar,” diyor biri yorumlarda. Delirmiş mi, yoksa bir şey mi biliyor? Kim bilecek? Kim umursayacak? Kaydır, beğen, unut.

Bombaları gördüm. Enkazları. Savaşın yüzlerini piksellere sığdırdılar. Enkaz fotoğraflarının arasında reklam:
“Yaz İndirimi %70!”
Tıkladım mı? Hatırlamıyorum. Bir dahaki kaydırmada zaten kayboldu.

Depremde ölenler rakam oldu. İklim krizi grafik oldu. Açlık istatistik oldu. Çocuklar aç gözlü kurtlara yem oldu.

Ben numara oldum.

Kullanıcı #847362 Yaş: 50+
İlgi alanları: nostaljik içerik, kaygı, uykusuzluk, komplo teorileri.

Ekranı kapatmak istiyorum.
Elimde değil.

“Yarın ola hayrola,” diye fısıldıyorum. Annemin sesiyle değil. Benim sesimle. Kırık, yorgun, inançsız.

Hayır, ola mı? Gerçekten?

Güçlüler hâlâ dokunulmaz. Çocuklar hâlâ yok ediliyor. Dünya hâlâ yanıyor. Ve ben hâlâ kaydırıyorum.

Belki yarın kavramını geri çalabilirim. Belki zamanı yeniden hissedebilirim. Belki annemin sesini yeniden duyabilirim — gerçek sesini, piksel olmayan sesini.

Belki.

Ama şimdi bildirim geldi. Ekran yandı. Parmağım kaydı.

Ve yine kayboldum.

Tik tak. Tik tak. Tok tok…Tic toc…

Yarın zaten dün olmuş.

Algoritma düşünmemi istemiyor. Bana sadece daha fazla gösteriyor: daha fazla içerik, daha fazla öfke, daha fazla korku, daha fazla uyuşukluk.

“Yarın Ola Hayrola” öğesine 3 yanıt

  1. Füsun Uzunoğlu Avatar

    Çok vurucu, çok gerçek. n,Enkaz yığınları ardındaki %70 indirim, çocuk yiyenler… Dünyanın akıl tutulması.

    Liked by 1 kişi

  2. evren Avatar
    evren

    Bayıldım cidden! O kadar etkileyici anlatmışsın ki, her satırında evet tam olarak böyle demekten kendimi alamadım. Kalemine sağlık 🙏

    Liked by 1 kişi

    1. Işın Güner Tuzcular Avatar

      Çok teşekkürler,

      Beğen

Füsun Uzunoğlu için bir cevap yazın Cevabı iptal et