Bir öykü başladığında, hayatın nabzı değişir.

Yeryüzünün bütün suskunları birbirine benzer. Bir işçinin avucundaki çizgilerle bir annenin alnındaki kırışıklık aynı hikâyeyi taşır. Geçip giden zamanın izi… Öykü, o izin üzerinden yürümektir. Birinin omzuna dokunmadan ona değebilmenin yoludur.

Sözcükler bu yüzden vardır. Aramızdaki mesafeyi ölçmek için değil, onu eritmek için. Harfler, karanlığa bırakılmış küçük kandiller gibi yanar. Bir yüzü aydınlatırken başka bir yüzü gölgeye emanet eder.

Anlatmak, biraz da kaybolanı aramaktır… Çocukluğun kırık oyuncağını, bir istasyon peronunda unutulmuş vedayı, annesinin sesini hatırlamak için göğe bakan bir yetişkini…

Dünya Öykü Günü, yalnızca yazanların değil, susanların da günüdür. Çünkü bazı hikâyeler dilini bulamamış acılardır. Kapısı çalınmamış evler, açılmamış mektuplar, söylenmemiş özürlerdir…

Bugün bir hikâye anlat. Küçük olsun, eksik olsun, yaralı olsun. Çünkü dünya, iyileşmeyi en çok anlatıldığında öğrenir. Ve insan, en çok duyulduğunda insan olur…

Her insan, farkında olsun ya da olmasın, içinden geçen görünmez bir nehir taşır. O nehir ki bazen susar, bazen taşar, bazen de tek bir cümleye sığacak kadar daralır…

Dünya öykü gününüz kutlu olsun.

Şuna bir yanıt: “Bir öykü başladığında, hayatın nabzı değişir.”

  1. Füsun Uzunoğlu Avatar

    Çok güzel, çok gerçek, çok derin.

    onun için ne diyoruz?

    “öykü okumalı, öykü yazmalı”

    Liked by 1 kişi

Füsun Uzunoğlu için bir cevap yazın Cevabı iptal et