Borcumuzu ödercesine taşıdığımız
fularımız kırmızıydı
hayallerimizde biriktirdiğimiz
yarınlarımız gibi
Yol alev alevdi
içtiğimiz şarap yakıcı
etrafında sabahladığımız
ateşin çıtırtısı
çağırırdı bizi dansa
Sevgi doluydu sözlerimiz
kavgamız da.
Sonrasındaki vedalarımız
hüzünlü.
Tutanamadığımız benliğimiz
bizi terk eden rüyalar
uzaklaşan gelecek
karanfil kokuluydu.
Kaybettiklerimiz,
uçurtmalarına tutunup
bizden gidenler,
onlardan gittiklerimiz
yüreğimizdeydi
Ayrılıklarımız
türkülere sığmıyordu.
Aykırılıklarımızla
bizi kucaklayan sokaklar
şaşkındı.
Duvarlardaki dudak izlerimiz,
annelerimizin bitmek bilmeyen
gözyaşları
eşlik ederdi adımlarımıza
Gün
şafakla sarmaş dolaş gelirdi
pencereme.
Veda ederken de öyle
denizden ama
illa da…
Ellerimizde büyüttüğümüz
cesaretin renkleri
masumiyete sığmayan
ihanetler,
Ah o kendimize olanlar
acı yüklüydü
Tartıştığımız kurgular
ardından
coşkulu sevişmelerimiz
taşırdı bizi ölümsüzlüğe
tutkularımızla
Bakmadan kilometre taşına
umut tutunmuş avuçlarımıza
açacak papatyalar gibi
Rüzgarlar uzak olsa da
güneş vazgeçmeyecek
baharlarımıza ışımaktan
HAMİT ERGÜVEN

Yorum bırakın