Narrow cobblestone street between stone buildings with glowing lanterns and wooden doors

Eskiden Bayram

     Çocukluğun heyecanı

Sabahın ilk ışığıyla birlikte şehir, usulca bayramı giyinir, sokaklarda inceden telaş, pencerelerde heyecanlı sevinç vardı. Fırından yükselen sıcak ekmek kokusu, çocukların yeni ayakkabılarındaki sessiz heyecana karışırdı. Kapılar daha yavaş kapanır bayramda. Çünkü herkes biraz daha uzun kalmak ister birbirinin yanında.

Bayram, yalnızca takvimde duran gün değildi. Kırgınlıkların omuzlarından indirildiği, eski fotoğrafların yeniden hatırlandığı, uzakların yakın olduğu incecik köprü. Bir annenin erkenden kalkıp hazırladığı kahvaltıda, babanın cebinde sakladığı harçlıkta, büyükannelerin titreyen ellerinde yaşayan eski  duada saklıydı.

Çocuklar için bayram, ceplerde şıngırdayan bozuk paralar ve şekerlerdi. Büyükler içinse eksilen sandalyelerin sessizliği… Her ziyaret edilen evde biraz geçmiş açılır, her sarılmada yılların yorgunluğu azalırdı.  İnsan anlar o gün, sevginin aslında ne kadar sade bir şey olduğunu. Aynı sofraya oturabilmek, aynı çayı paylaşabilmek, aynı gökyüzüne bakıp gülümseyebilmenin mutluluğunu.

Akşam olunca şehir yavaşça susardı.  Bayramın bıraktığı sıcaklık, perdelerin arasından sızan ışık gibi kalır evlerin içinde. Ve insan, tam uykuya dalacakken içinden sessizce geçirirdi. Dünyada hâlâ birbirine iyi gelen insanlar var. Bayram biraz da bunun hatırlanışı…

Bayram sabahları dünyanın sesi değişirdi. Gürültü bile daha yumuşak gelirdi kulağa. Sokaklardan geçen insanların yüzünde, günlük hayatın aceleciliğinden başka bir ifade vardı.  Sanki herkes kalbinin kapısını biraz aralamıştı bayram günü. Camlardan yayılan kahve kokusu, ütülenmiş gömleklerin temizliği, çocukların erkenden uyanan neşesi… Hepsi aynı duygunun etrafında toplanıp birlik olmanın sessiz mutluluğunu yaşamakta.

Bazı evlerde kahkahalar büyür sofralarda, bazı evlerde eski  özlemler oturur başköşeye. Çünkü bayram, sadece kavuşmaları değil, eksikleri de hatırlatır insana. Artık gelmeyen misafirleri, sesi unutulmayan büyükleri, çocukluğun o eski telaşını… Yine de insan burukluğun içinden bir sevinç çıkarır kendine. Çünkü hatırlamak da sevgiden gelir.

Kapılar bugün daha çok çalınır, eller daha içten tutulur. Küçük bir şeker ikramı bile kocaman samimiyete dönüşür. İnsanların birbirine “iyi bayramlar” derken gözlerinin içi parlar.  Bazen en büyük mutluluk, anlaşılmaktır.

Ve gece olduğunda bayram çekip gitmez aslında. Bir çocuğun yastığının altında sakladığı harçlıkta, mutfakta unutulan tatlı kokusunda, uzun zamandır suskun kalan bir kalbin yeniden konuşmasında yaşamaya devam eder. Bayram, belki de en çok insanın içindeki iyiliği uyandırdığı için güzeldir…İyi bayramlar…

Yorum bırakın