Silhouette of vendor pushing bagel cart by water during sunset with city skyline

SİMİTÇİ

Kuşluk vakti, eski İstanbul’un sokaklarında onun güçlü sesi yankılanırdı. Yokuş yukarı sürdüğü simitçi arabasından yükselen taze simit kokusu açık pencerelerden içeri dolardı.

Köşedeki cumbalı evden bir sabah, “Beni dipsiz kuyularda merdivensiz bıraktın…” şarkısı duyulunca simitçi dayanamadı:

— Ah Katerina ah!..

Pencerede beliren kadın güldü.

— Ne bağırıyorsun be Cemal? Duyan da aramızda bir şey var sanacak yahu..

Simitçi aldırmadı, şarkının devamına eşlik etti:

— Beni sensiz bıraktın…

— Bak, benim gibi yaşlı bir kadına kur yapıyorsun.

Kadın konuşurken göğsündeki kolyeler şıkırdadı. Simitçinin gözü takıldı.

— Aman efendim, yaş geçse de mihrap yerinde kalmış!

Katerina kahkahayı bastı.

— Ver bana beş simit. Misafir var evde. Parayı yarın veririm, tamam mı?

— Ah, sana canım feda. Beş simidin lafı mı olur?

Katerina pencereyi kapatırken simitçi yoluna devam etti.

Biraz ileride arabasını duvar dibine yaslayıp Boğaz’ı seyretmeye koyuldu.

 Karşı kıyının üzerinde sabah sisi ağır ağır dağılıyor, pencereleri açılan evlerden günün ilk sesleri yükseliyordu.

Gözleri kıyıdaki eski ahşap evlere takıldı. Kendi evi geldi aklına. Yıllar önce çıkan yangında annesiyle karısını kaybetmişti. Herkes kader demişti. Ama o, geç döndüğü o geceden sonra kendini hiç affedememişti. Geçmişinden kimseye söz etmezdi. En çok da bahçedeki manolyayı özlerdi; ağacı karısı kendi elleriyle dikmişti.

İçini bir öfke kapladı. Sessizce küfretti.

Birer birer kayboluyordu cumbalı evler.

Simitçi, arabasını yokuş aşağı sürdü. Arkasından gelen sese kulak kabarttı.

Gel Cemal gel, kahvaltı yapalım.

” Vallahi günlerdir siftahım yok, ayağını sürü de gel” dedi elektrikçi.

Simitçi arabasını dükkânın önüne çekti.

Gazeteye sarılı beyaz peyniri açtılar. Simidi bölüp çaya banarken dükkânın loşluğunu sohbetleri ısıttı.

— Usta, vallahi ödüm koptu dün gece. Ortalık bir aydınlandı, birden gece gündüze döndü.

— Ben de dedim ki, tamam, kıyamet kopuyor.

Cemal, biz nasıl öleceğiz ya bu imansızlıkla? Önce Kelimeişahadet getirdim, sonra baktım istavroz çıkarıyorum. Bu bana ders oldu. Artık cumaları kaçıramam.

Usta,vallahi nasıl öleceğiz bilmem ama  gece bir gürültü koptu, ev sallandı sandım.

Petrol yüklü bir tankerle şilep çarpışmış. Çok ölen olmuş. Boğaz günlerdir bu felaketi konuşuyor.

 –Sorma. Millet çoluk çocuk sokağa dökülmüş. Kimi deprem oldu demiş, kimi savaş çıktı demiş.

–Sabah erkenden kahvenin önünde elli kişi aynı meseleyi konuşuyordu.

–Radyolar susmuyor. Gazeteler ekstra baskı yapmış. Boğaz’ın üstündeki dumanı görenler, “Kıyamet alameti,” diye ağlaşıyormuş.

İçeri giren müşteri sohbeti böldü.

Cemal çayından son yudumu aldı.

— Haydi kaçtım usta, okul zili çalmak üzere, dedi simitçi ve arabasını okul yoluna sürdü..

“İki ampul istiyorum yüzlük olsun” diyen çocuğun önüne, tezgâhın altından yüzlük iki ampulü çıkarıp müşterinin önüne bıraktı.

Müşteri ampulü eline alıp sesini alçalttı.

Usta, sana tuhaf gelecek ama bizim okulda çocuklar Cemal’in gizli polis olduğunu konuşuyor.

Yasin Usta kahkaha attı.

— Cemal mi? Gizli polis olacak adam sabah akşam simit satıp çocuklarla şakalaşır mı?

— Ama her şeyi biliyor.

— Oğlum, her şeyi bilmek için polis olmak gerekmiyor. Kitap okumak da bir çare.

 — Kimine göre Selanikli, kimine göre Adapazarlı. Kendisi de pek anlatmaz. Ama bildiğim bir şey var; eskiden bir kitapçıda çalışmış. Eline geçen her kitabı okurmuş.

Müşteri tam bir şey söyleyecekken dükkânın önünden tanıdık bir ses yükseldi:

—Taze simit! Çıtır çıtır simit!

İkisi de dönüp dışarı baktı. Cemal arabasını ağır ağır sürüyordu. Okulun önünde çocuklar etrafını sarmıştı. Kimi parasını uzatıyor, kimi defterini gösteriyor, kimi de sadece sohbet ediyordu.

— Cemal amca, akşam deniz yandı, çok korktum, dedi çocuk.

Simitçi çocuğun başını okşadı:

— Korkma, söner o.

Dışarıda hayat akıp gidiyordu. Boğaz’daki büyük kazanın konuşulduğu, radyoların hiç susmadığı günlerdi.

Cemal’in sesi yükseldi.

— Taze simit! Çıtır çıtır simit!

Mahallede herkes onun hakkında bir şeyler bilirdi.

Ama kimse bütün hikâyesini bilmiyordu.

Özel Atay

“SİMİTÇİ” öğesine 2 yanıt

  1. Füsun Uzunoğlu Avatar

    Harika bir öykü olmuş Özel. Taze, sıcak, çıtır çıtır 💗

    Beğen

  2. emineaysun Avatar

    Eline sağlık Ozel. Merakla okudum

    Beğen

Yorum bırakın