Dünyaya dönüşün
sıradanlığı sarkıyordu
ağaçların dallarından.
Her yaprakta bir su damlası
yarım kalmış hayatları yansıtıyordu
Dönenler,
sırasını bekleyenler
sırası hiç gelmeyecek olanlara
hüzünle veda ediyorlardı
Geri döndükleri için miydi
kalanlara üzüldükleri için mi
bunu kimse bilemedi
Kimi
kafasını taşıyordu
koltuğunun altında
kimi kaybedilmişliklerini
Yaşayacağı güzel günleri
cebine koyan da
dönmüştü dünyaya,
eksik kalanları
tamamlamaktı niyeti
Kimi vücudundaki delikleri kapamıştı
hain mermilerin suskunluğuyla
Kimi de donmuş kalbini
ısıtıyordu nefesiyle
taş kesilmesin
sonsuzluk ateşine
dönüşmesin diye
Boyunlar geliyordu,
urganın çaresizliğiyle
sarmaş dolaş boyunlar
ama
ellerinde yıldızlar
gözlerinde
ayın şavkı
Kimilerinde de
aydınlık saçmayan,
kablolar vardı
bedenlerinde iz bırakan.
Faillerini arıyorlardı
duvarlara yapışan
çığlıklar gibi.
Kaybolmuş hafızalar
haritanın renklerini
seyrediyorlardı yalnızca
HAMİT ERGÜVEN


Yorum bırakın