Sevgili Nebahat Alptekin’i 8 Eylül 2025’de kaybettik. Bir atölyede tanışmıştık 8 yıl önce… Yaratıcı yazarlık atölyesinden kırgın ayrılmasının ardından da dostluğumuz sürdü. Çamlıca gezginleri grubu kurup hep buluştuk, konuştuk. Hergün de yazacak birşey bulur whatsup’ta buluşurduk.
Ben yazdıkça o okurdu.
O yazdıkça bana yollardı.
“Bastır bunları,” derdim.
“Senin şiirlerinde bir ses var, başka kimse de yok.”
Gülümserdi.
“Boşver yazması keyifli” derdi, “okuyan hatırlasın yeter.” Rahmetle anıyorum :) Işıklarda uyu arkadaşım.
[14.07.2024 – 16:39]
Ben: Medusalar, aynalar, Arkeoloji Müzesi, Mısır…
Bir önceki sene Jale Hoca’da yazmıştım, novella olur mu, bilemedim.
Nebahat:
O öyküyü bana yollamıştın.
Bence o düşüncenle birlikte kalsın.
Novella için ayırsan olmaz mı?
Ben:
Olur.
Ama öykü kitabına da girmeli.
Belki Mısır’a gider, orada yeniden yazarım.
Nebahat:
Mısır’a gidip roman olarak yazmanı dilerim.
Ben:
İnşallah ❤️

[11.12.2024 – 17:23]
Nebahat:
John Cheever’ın Komodin’ini okudum.
İyi ki yollamışsın.
Analizine de baktım yine, çok şey öğrendim.
Teşekkür ederim 🥰💐
Ben:
Güzel öykü o, sevindim sevmene.
Yalnızlığı tanıyan biri için yazılmış gibi.
[05.01.2025 – 20:45]
Nebahat:
Norveç’e gitmeni çok isterim.
Biz Haziran’da gitmiştik, en uzun günlerde.
Zaman zaman yağışlı, biraz soğuktu ama ışık hiç sönmezdi.
Oradan feribotla Helsinki’ye geçtik.
Bir de yürüyüş vardı, LBGT yürüyüşü —
nasıl renkliydi anlatamam.
Günaysen yazsana demişti…
Ben:
Umarım giderim.
Nebahat:
Gönülden isterim 🥰🙋🏼♀️
[23.11.2024 – 13:19]
Nebahat:
Mersin bana seni hatırlattı.
Dün Niğde, Tarsus… bugün Mersin.
Hava sıcak, kalabalık yok.
Darısı size.
Ben:
Ceyhan’a babaannemi ziyarete giderdik, dönüşte Kızkalesi’nde kalırdık.
Taş ucu model otel. Babamın arkadaşıydı sahibi.
Nebahat:
Evet, hatırladım.
Şu mevsimde bile çok güzel.
(Deniz sesi, 0:27)

[19.07.2025 – 15:41]
Grup: Atölye Kızları 💬
Özlem:
Nebahat denize girmiş bugün, sonra biraz dinleneyim diye odaya geçmiş.
Öğlen uykusu demiş.
Sonra… beyin kanaması.
Şimdi yoğun bakımda.
(Uzun bir sessizlik.)
Ben:
İnanamıyorum.
Daha dün yazıyorduk.
Joyce Carol Oates’tan söz etmiştik.
Oates kadınları hep eşiğin üstündedir demişti bana…
Kendi de o eşiğe gitmiş şimdi.
[20.07.2025 – 08:56]
Grup:
Dualar, kalpler, mum emojileri.
“İyileşecek.”
“Yazıları bekler.”
“şiirleri, yazıları konuşacağız yine.”
(Hiçbiri gerçekleşmedi.)
[08.09.2025 – 19:07]
Sonbahar geldi.
Nebahat da gitti.
(Okundu. 19:09)
Ben yazmadım o gün.
Hiçbirimize yazamadım.
Telefonumun sessizliğinde onun sesi yankılandı.
“Her ölüm yarım kalmış bir cümledir.”
Bunu defterine o yazmıştı.
Ben ➤ Nebahat 🕊️
Masamda defterin, yazıları
Geçenlerde HAsan Beyle buluştuk, o verdi
Kitap yapacağız…Ama elim gitmiyor…
Çay soğudu, cümle ısındı.
Medusalar taş kesilmiş gözleriyle bizi izliyor şimdi.
Mısır’a gidemedim, Norveç’e de.
Ama senin Mersin’in ışığı hâlâ odamda.
Senin kelimelerin hâlâ çevrim içi.
Ben (not):
Ama yazı hâlâ çevrim içi.
Cheever’ın komodininde saklanan sır,
Oates’in aynasındaki kadın,
Berat Alanyalı’nın piminden sızan kesik acı,
ve Nebahat’ın o küçük ses kaydı:
“Deniz güzel, biraz uzanayım.”
Deniz, yazının en uzun cümlesidir.
Ve bazı cümleler hiç bitmez.

Yorum bırakın