Empty rustic tavern with a frosted glass on a wooden table

GEMİSİNİ YÜRÜTEN KAPTAN


Uzun uzun elindeki yarılanmış rakı bardağına baktı. Gözlerini kısmış, dikkatini bardağın giderek azalan mat beyaz rengine dikmişti. Bardağı elinde çevirerek düşündü bir süre. Sonra arkadaşının yüzüne baktı. İfadesiz, imkânsız, başka bir dünyada gibi. Arkadaşı sessizdi. Onu izliyordu yalnızca. “Gemisini yürüten kaptan oğlum. Bakmayacaksın el alem ne der yok şuna zarar gelirmiş, bu kırılırmış. Ben aç yatarken kimsenin sesi çıktı mı? İşte al. Ben de oynarım oyunumu.” Bardağı bir dikişte bitirdi. Ağzını sildi Arkadaşı bir sigara uzattı. Aldı, çakmağın alevini avucuyla koruyarak yaktı. Sigaranın ucundaki kor yanıp söndü. Dumanı yukarıya doğru üfledi. Derinlere baktı. Yine. “Ah Hasan” dedi. “Bunu yapmayacaktın. Yumuşak atın çiftesi pek olur. “

Füsun Uzunoğlu

Yorum bırakın